Kent Kedisi

“bilemiyorum altan”

“I dreamed about you, baby.
It was just the other night.
Most of you was naked
Ah but some of you was light.
The sands of time were falling
from your fingers and your thumb,
and you were waiting
for the miracle, for the miracle to come..”

Read More →

2017! hey baby :)

“Life has a beautiful crazy design..”

Read More →

2016 mı? “je m’en fous”

“Freedom (n.): To ask nothing. To expect nothing. To depend on nothing.”

Read More →

“Paris est musique”

As we write, so we build: to keep a record of what matters to us. – Alain de Botton

Read More →

ruhumun sonbahar hali

“hadi sen dinlen” evet, ben bir dinleneyim. ruhumu dinlendireyim değil mi? çokca gürültüden yorulmuş kulaklarımı, mutsuz yorgun ifadeler görmekten yorulmuş gözlerimi, şehrin puslu havasını solumaktan yorulmuş burnumu, kimi zaman çok konuşmak kimi zaman çok susmaktan yorulmuş dudaklarımı falan da bir dinlendireyim. kahkaha seslerini, dingin yüzleri, kahve kokularını, güzel havadis veren…

Read More →

what else is there?

“Dominique, it’s abnormal to feel so strongly about anything.”
“That’s the only way I can feel. Or not at all.” (The Fountainhead, Ayn Rand)

Read More →

38 yaşın bana öğrettiği bir şeyler var!

yazı, başlığı itibariyle, 40 yaşın hakkıymış gibi duruyor. ve lakin kendi yarattığımız efsanelere fena halde karşıyım. şu hayatta öğrendiklerimi, yılların bana hediye ettiklerini müsaadenizle 38 yaşı geride bıraktığım bugünlerde kelimelere dökmek istiyorum.. 40 yaş gelip çattığında bir ekleme bir çıkartma gerekirse onu o gün düşünürüz 🙂 – insan hiç değişmiyor…

Read More →

şehir hatları hikayeleri

Vapur Karaköy’den Kadıköy’e gidiyordu. Adam kadını gördü. Her şeyden çok ve önce gözlerini. Çakmak çakmak. Yorgun biraz. Ama pırıltılı. Yaşam gibi telaşlı, kıpır kıpır.. Bir bakış attı. Kadın başka yöne bakıyordu. Adam başını çevirdi. Kitabına döndü. Kadın adamı gördü. Elindeki kitabı biliyordu. Sadece kitaba baktı. Adamın okuduğu sayfada ne olduğunu…

Read More →

kalk gidiyoruz

bir cuma akşamıydı. ha bitti ha bitecekti mesai, çıkıp gidecektik hepimiz iki günlüğüne ruhumuzu şöyle bir silkelemeye. “yani”, dedim, daha doğrusu yazdım, “şu andaki modum nasıl biliyor musun? havaalanına gidip mesela Atina’ya giden ilk uçağa bilet alıp kaçmak istiyorum.” neden Atina’ydı bilmiyorum. aslında Barcelona demem gerekirdi. ama yakın olsun istemiştim…

Read More →

2015. bay bay canım.

“İnsan yaşarken değil, yaşadıklarını yorumlarken akla ihtiyaç duyar.” demiş Dücane Cündioğlu.

Read More →