2017! hey baby :)

Bakın buraya yazıyorum: 2017 öyle çok da farklı olmayacak 2016’dan. Sağolsun Facebook hatırlatıyor geçmişte yazdıklarımızı, ben baya 4 yıldır falan “bir bitiver de kurtulalım” demişim hep gitmekte olan yıla. Bir sonraki de hep bir öncekini neredeyse mumla aratmış. Yani diyeceğim o ki, saçmalamayalım, 2017’de hayatımız toz pembe olmayacak. Ta ki biz “hayatımız”ın ne olduğu konusunda net olup o “hayatımız”ı “yaşamımız”a dönüştürüp güzelleştirmeye çalışmadığımız sürece.

Şimdi her şeyine rağmen ben 2016’dan o kadar da hoşnutsuz değilim. Beterinden korusun demeliyim sanırım. Başıma arada da olsa güzel şeyler geldiği için olabilir bu duygumun sebebi. Kendimce delirmemenin yollarını bulup uyguladığım için ve hayat bana onları yapabilme imkanı verdiği için de olabilir. Yılın şu son günlerinde geleceğe dair komik hayaller, tatlı planlar içinde olduğum için olabilir. Şu anda yüzümde komik bir gülümsemeyle bunları yazabildiğim için olabilir. Beni gülümseten her şey için müteşekkir olduğum için olabilir.

Yaşadığım mutsuzlukların, buhranların, üzüntülerin benzerlerini önümüzdeki yıl da yaşayacağım, biliyorum. Çok büyüdük bir defa. Bu yaşlar böyle yaşlarmış. Sen tam bir dolu şeyi rayına koyduğunu düşünürken bir şeyler patlayıveriyor. Ayrıca biz iyi olsak da çevremiz kötü. Bu konuyu değiştirmek için yapabileceğimiz şeyler çok ama çok kısıtlı. Velhasıl-ı kelam yine döndük mü kendi “yaşamımız”a?

“Yeni bir yıl, yeni bir ben” konusuna da girmeyeceğim. Zaten yaş aldıkça başkalaşıyorsun. Yaşadıkların, yaşamadıkların seni şekillendiriyor. Yıllara, rakamlara takılmayalım.

Ne demişti Oscar Wilde? “To live is the rarest thing in the world. Most people exist, that is all.” Yaşayın diyor yani. Ben bundan çok basit şeyleri anlıyorum. Biraz Nazım’ımsı şeyler. Heyecanlarımı ötelememek mesela. “Öyle mi olur böyle mi olur” diye çok da düşünmemek. Yere düşmüş sonbahar yaprağının kusursuz şeklinden etkilenip öyle kalakalmak yol ortasında. Metrodaki müzisyeni durup da dinlemek. Vakti dar insan olmamak. Ruhu ölüymüşcesine dolanmamak. Fonda bir müzikle sadece ama sadece pencereden dışarıya bakmanın tadına varmak. Gibi gibi.. “Basit” işte.

2017’de her günümüz olmasa da 2016’ya göre daha çok günümüz şu şarkının sözlerindeki gibi olsun. Canımız Coldplay’den geliyor: Amazing Day!

We sat on a roof, named every star
shared every bruise and showed every scar
hope has its proof put your hand in mine
Life has a beautiful crazy design

and time seemed to say
Forget the world and its weight
And here I just want to stay
Amazing day amazing day

We sat on a roof, named every star
you showed me a place where you can be what you are

And the view, the whole Milky Way
In your eyes, I drifted away
And in your arms I just want to sway
Amazing day amazing day
Amazing day amazing day

and I asked
Can the Birds in poetry chime?
can there be breaks in the chaos sometimes?
oh thanks God, must have heard when I prayed
cause now I always want to feel this way
Amazing day, amazing day
Amazing day, amazing day
Yeah, today

Be Sociable, Share!
Kent Kedisi

About The Author

No Comments

Leave A Reply